Pazartesi, Aralık 28, 2009

yapay takımyıldızlar


ayarı bozuk bir laternanın çıkardığı müzik gibi havaya saçılan bakışları, titreyerek yakalıyordu insanların kahkahalı yüzlerini. gözlerini kapadığında suya bırakınca kaçıp giden balıklar gibi kaçışıyordu yüzler. sonsuza dek yineleneceğinden emin olduğu bu gizli ayin uzun sürmedi. yıkıntıların arasında, elinde tuttuğu yüzlerin silik izleri var artık. ölü kelimeler doğuruyor sesi. ağzından çıkar çıkmaz yere düşüp parçalanıyor kana bulanmış yavruları. arkalarından ağıt yakılmayacak; kimsenin kucağına verilmeyeceklerdi nasıl olsa. çoğaltamayacağı tek şeyin sessizlik olduğu fısıldanıyor kulağına.

öğretilmiş zaman, hiçbir gerçeği yansıtmadığı aynasının içinde gülünç soytarılar gibi devinirken, yekpare var olduğu başlangıca doğru bir yolculuğa çağırıyor. yalanlarını duymak istemiyorum. gerçek, hiçbir yerde yansımayacak. biliyorum.

broadcast & the focus group - libra, the mirror's minor self
[silindi]

4 yorum:

Tuğba dedi ki...

Errör değil o, bildiğimiz erol. Bunun bir de 'fatal erol' versiyonu var ki allah düşmanımın başına vermeye!

komakine dedi ki...

erol! hem de bizim yatağımızda!

erkeğine fatal erol, dişisine femme fatale mi (ya da dezenfettan) deniyor acaba? bir de errol flyn var tuğba. eroflayn deyince akan sular dururdu bizim evde.

Tuğba dedi ki...

Erol, başta 'dadlu' ekonomisi (bkz.Profit....) ve biyoloji (Bkz. St....) olmak üzere daha birçok dalda oldukça kârlı bir arkadaşımızdır.
Evet, sanırım, bu beyaz sayfayı daha fazla kirletmeden uzasam iyi olacak. Zira kırmızı kart mânâsında bir 'fatalerol' almak istemem burdan...

komakine dedi ki...

kırmızı kart ne demek efendim? bilakis, geçiniz. geçiniz. üstelik tam zamanında geldiniz.